Ayvalık Ve Çevresi

AYVALIK ve ÇEVRESİ

AYVALIK VE ÇEVRESİNDE

GEZİLİP GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

SARIMSAKLI PLAJLARI

Balıkesir ili,Ayvalık ilçesi Küçükköy Mahallesine bağlı Sarımsaklı plajları; 18 km uzunluğu,deniz suyunun temizliği ve berraklığı,tabanının ince deniz kumu olmasıyla dünyaca ün kazanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü Onaylı: Dünyanın En İyi Kumu:Özellikle plajlarının kalitesi nedeniyle dünya gündeminde de kendisine yer edinmeyi başarmış bir bölge olarak öne çıkan Sarımsaklı Plajı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyanın en temiz 2’nci plajı seçilmiştir. Ayrıca kumunda insan sağlığına yararlı radyasyon etkileşimleri olduğu ve bu özelliği itibariyle de dünyanın en iyi kumu olarak belirlenmiştir.

Plajları ile popüler olan Ayvalık’ın en gözde plajlarından biridir Sarımsaklı. Aynı zamanda ülkemiz turizmi için de önde gelen plajlardan biri olduğunu söylemek mümkün. Doğal güzellikleri ile eşsiz bir noktadır. Çevresinde birçok kafe ve restoran bulunuyor. Epey geniş kapsamlı bir plajdır ve bu plaj özellikle su sporlarını severler için tercih edilmesi gereken bir yerdir. Buna ek olarak yan yana 20’nin üzerinde plaj bulunması ile de tamamen bütçe ve tercihinize göre hoşunuza giden yeri seçmeniz kolaylaşıyor.

 

AYVALIK HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Ayvalık Marmara Bölgesi’nde bulunan Balıkesir şehrinin Ege Bölgesi kıyısında yer alan şirin bir beldesidir. Yemyeşil ormanları, taş evleri, mavi bayraklı plajları ile sadece Türkiye’den değil yurt dışından da binlerce misafir ağırlayan Ayvalık turizm potansiyelini her geçen yıl ilerleten beldelerden biridir. Midilli Adası’nın tam karşısında yer alan Ayvalık unutulmaz bir tatil geçirmek için en ideal yerler arasındadır. Balıkesir’e ortalama 1 saat 50 dakika,İstanbul’a 5,5 saat uzaklıkta olan Ayvalık geçmişin izlerini hala yaşatan, bozulmamış bir yapıya sahiptir. TÜİK’in 2016 verilerine göre Ayvalık’ta 68.457 kişi yaşamaktadır. Yaz aylarında beldeye olan talepten dolayı nüfusu küçük şehirlerin nüfusunu geçmektedir. Tarih boyunca farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan Ayvalık Antik Çağ’da ayva anlamına gelen Kidonia adı ile anılmaktaydı. Bölgeye ilk yerleşenlerin Midilli’nin Kydona köyü ile Girit’in Kydonies bölgesinden geldikleri tahmin edilmektedir.

Antik Çağ’da Ayvalık’ta yer alan adalar Hekatonisa Adaları olarak bilinmekteydi. Bu ismin Nasos Antik Kenti’nin baş tanrısı olan Apollon’un takma adı Hekatos’tan geldiği ileri sürülmektedir. Apollon Adaları olarak da geçen adaların en büyüğü Nesos’tur. Nasos Antik Kenti’nden adını alan ada yıllar içerisinde Nesos’a dönüşmüş, sonra sırasıyla Moshonisi, Cunda ve Alibey olmuştur. Chalkis, Pordoselene, Kydonia; Apollon Adalarında yer alan diğer yerleşim yerleridir. Chalkis ve Pordoselene günümüze ulaşamamış, Kydonia Ayvalık, Nesos ise Alibey (Cunda) olarak değişmiştir. Geniş çaplı bir arkeolojik kazı çalışması yapılmasa da Kydonia olarak düşünülen alanda Antik Çağ’a ait birçok çanak ve çömlek parçalarına rastlanmıştır. Bu doğrultuda bölgede Helenistik ve Roma Çağlarında yerleşiminin olduğu tespit edilmiştir. En parlak dönemini Roma Çağı’nda yaşayan Kydonia Bizans dönemine doğru eski ihtişamından uzaklaşmaya başlamıştır. Bizans döneminde yerleşimin İlkkurşun Tepesi’ne doğru yöneldiği düşünülmektedir. 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiş, bugünkü Ayvalık da 1430’lu yıllarda kurulmuştur. İlk kez bu dönemde Alibey Adası’na deniz üssü kurulmuş ve bölgeye Rumlar yerleşmeye başlamıştır. 1789 yılından itibaren gayrimüslimlerin yaşadığı özerk bir bölge olan Ayvalık 1821 Yunan Ayaklanması sonrası boşaltılmış ve sonrasında Karesi Sancağı’na bağlı bir ilçe olmuştur. Sonrasında anlaşma yapılarak Rumların bölgeye geri dönmesine izin verilmesine rağmen Ayvalık eski günlerine bir türlü kavuşamamıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında İzmir’in işgal edilmesi ile birlikte Yunan hakimiyetine giren Ayvalık’ta işgal 15 Eylül 1922’ye kadar sürmüştür. Lozan Antlaşması’nın imzalanması sonrası nüfus mübadelesi ile Makedonya, Girit ve Midilli Türkleri Ayvalık’a yerleştirilmiş, 19 Mayıs 1928 yılında ise Ayvalık ilçe ilan edilmiştir.

Ayvalık ilçesine bağlı olan 22 tane ada bulunmaktadır. Bu adalardan en büyüğü Alibey Adası olarak da bilinen Cunda Adası’dır. 1964 yılında bir köprü ile Lale Adası’na oradan da ilçeye bağlanmış, bu sayede bölgenin en gelişmiş adası olma özelliğine sahip olmuştur. Cunda Adası’na bağlanan köprü Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olma özelliğini taşımaktadır. Cunda Adası dışındaki diğer adalar Milli Park ilan edildiği için yerleşim yapılması yasaktır. İlçe ekonomisi büyük ölçüde zeytinciliğe bağlıdır. Türkiye’nin en önemli zeytin merkezlerinden biri olan Ayvalık ülke ekonomisine de büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Zeytinyağı üretiminde de zirvede bulunan ilçe sadece Türkiye’ye değil yurt dışına da açılarak adını dünya ülkeleri arasına yazdırmayı başarmıştır. Pamuk, mandalina, çam fıstığı yetiştiriciliğinde de önemli paya sahip olan Ayvalık; üzüm ve bal üretiminde de ilk sıralarda yer almaktadır. Bağyüzü köyünde yetiştirilen Kozak üzümü ve Kozak çam balı meşhurdur. Balıkçılık bir diğer geçim kaynağı olurken özellikle yaz aylarında turizm sayesinde ilçe ekonomisi canlanmaktadır. Gün batımlarının en güzel adreslerinden biri olan Şeytan Sofrası, Ayvalık’ın akciğeri olarak bilinen Kozak Yaylası, 22 adet plajı ile tatilcilerin uğrak noktası Sarımsaklı ve tarihî dokusuyla kendisine hayran bırakan Cunda Ayvalık’ta ziyaret edilmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Karayolu ve denizyolu ile ulaşımın kolay olmasının yanı sıra büyükşehirlere yakınlığı ile Ayvalık sadece yazın değil bahar ve kış aylarında da ziyaretçilerine unutulmaz bir tatil deneyimi sunar.

CUNDA ADASI HAKKINDA BİLGİLER

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı, irili ufaklı 22 kadar adanın en büyüğü ve yerleşime açık olan tek adadır Cunda. Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki dördüncü büyük adası olan Cunda’nın diğer adı, “Ali Bey Adası”dır. Ada bu adı, Kurtuluş Savaşı’nda padişahın “Yunanlara teslim olun” emrine karşı gelerek, silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya’dan alır. Bugün iki isim de kullanılmaktadır. Cunda, sanılanın aksine Yunanca değildir. Adanın Yunanca adı “kokulu ada” anlamına gelen “Moshoni”dir. Cunda ise yelkenli gemilerin yatay sereni için kullanılan, “yund” sözcüğünün değişimiyle ortaya çıkmıştır. Piri Reis’in haritalarında “Yund adaları” olarak söz edilen adanın kuş bakışı görünüşü, gerçekten de gemi cundasına benzemektedir.Cunda 1964 yılında bir köprü ile çok küçük bir adacık olan Lale Adası’na, oradan da ilçe merkezine bağlanmıştır. Lale Adası ile Cunda arasındaki yaklaşık 1 km uzunluğundaki köprü, aynı zamanda Türkiye’nin ilk boğaz köprüsüdür ve 1970 yılında yapılmıştır. Lale Adası ile anakara arasındaki bağlantı ise denizin doldurulmasıyla inşa edilen, 500 metrelik hemzemin bir köprü-yol ile sağlanmaktadır. Bu yolun adı, “Gönül Yolu”dur.Cunda Adası dışındaki Ayvalık Adaları’nın tümü 1995 yılında milli park ilan edilmiş ve yerleşim yasaklanmıştır. Adanın nüfusu 6 bin 500 civarındadır. Ancak yaz aylarında bu rakam 20 bine çıkmaktadır. Cunda Adası özellikle son yıllarda; Arnavut kaldırımları, taş evleri, taş mimarisiyle büyüleyici “Taş Kahve”, “Âşıklar Tepesi” ve görkemli “Taksiyarhis Kilisesi”yle, Marmara Bölgesi’nin en önemli cazibe merkezi haline gelmiştir.

 

Ayvalık Gezi Rehberi

Ayvalık 20’nin üzerinde adaya ev sahipliği yapan bir ilçedir ve her noktasında gezip görmeye değer olanaklara sahiptir. Birbirinden özel ve tarihi yerleri ile bu kültürel zenginliğin yoğunlukta olduğu ilçeye gitmeyi düşünenler için bir gezi rehberi oluşturmak gerekirse en popüler ve tercih edilirliği yüksek bölgelerini şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Cunda Adası
  • Ayvalık çarşısı & Tarihi Ayvalık Evleri
  • Şeytan Sofrası
  • Sarımsaklı Plajı
  • Kleopatra Plajı (Koyu)
  • Ayazma Kilisesi
  • Saatli Camii
  • Taksiyarhis Müzesi
  • Badavut Sahili
  • Çınarlı Camii
  • Küçükköy
  • Hamidiye Camii
  • Aşıklar Şelalesi(Nebiler)
  • Bergama (Pergamon)Antik Kenti (45 Dakika)
pexels-burcu-sahinoglu-11912082-1-768x1024.jpg

Ayvalık ve Çevresi Gezilecek Yerler

Cunda Adası

İlçenin en popüler ve en büyük adasıdır Cunda. Alibey Adası olarak da anılan bu güzel adaya Ayvalık üzerinden tekneler ile gitmek mümkündür. Bu ada kendi içerisinde tarihi camiiler ve tarihi evler gibi birçok yere ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda kiliseler ve manastırları da bu ada içerisinde bulabilirsiniz. Elbette yalnızca tarihiyle değil turizm noktası olmasıyla da ünlüdür Cunda.

Doğal güzelliklerin, yeşil alanların çevreyi kapladığı ve pırıl pırıl bir denizin yakınlarında kendinizi bulacağınız bu adadan ayrılmak istemeyeceksiniz. Cunda’nın bu olanakları son zamanların en popüler noktalarından biri halini almasını da kaçınılmaz yapıyor.

Ayvalık Çarşısı & Tarihi Ayvalık Evleri

Merkezde yer alan bu nokta birçok önemli mimari yapıya ev sahipliği yapıyor. İlk olarak Ayvalık’ın Tarihi Rum Evleri olmak üzere, Ayvalık Limanı, Atatürk Bulvarı, Ayazma Kilisesi, Saatli Camii, Taksiyarhis Anıt Müzesi, Çınarlı Camii ve Hamidiye Camii bu bölgede gezip görebileceğiniz en önemli yapılar.

Şeytan Sofrası

Şeytan sofrası, Ayvalık’a bağlı Küçükköy Mahallesi içerisinde yer alan Sarımsaklı Yarımadası’nda bulunmaktadır. Şeytan sofrası olarak anılan ve yarımadanın yüksek bir bölgesinde bulunan bu kaya, bir volkanik oluşum sonucu meydana gelmiştir. Ancak kayanın üzerinde bir ayak izine benzer figür oluşması sonucu bu bölgenin halkı tarafından şeytanın ayak izi olarak anılmıştır.

Hikayesi ile de yeterince ilgi çekici olan şeytan sofrası için asıl hayran kalınacak nokta ise manzarası olsa gerek. Hem adaların manzarası, hem de gün batımı manzarası muhteşemdir. Kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir yerdir Şeytan Sofrası. Aynı zamanda çevresinde birçok kafe ve restoran bulunan bu bölge misafirlerine manzara eşliğinde vakit geçirme imkanı sunuyor.

Ayazma Kilisesi

Ayazma kilisesi bölgenin en önemli tarihi yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer adıyla Faneromeni Kilisesi olarak da bilinen bu yapı adını ‘’kutsal su’’ kelimesinden alıyor. Kilisenin isminin yine ilgi çekici ve hoş bir hikayesi de bulunmakta. Bu yapı 1890 yılında Neo Klasik bir üslup ile tasarlanmış ve yapısında sarımsak taşı kullanılmıştır. Günümüzde ise burası artık bir müze halini almıştır.

Saatli Camii

Ayvalık’ın gözde tarihi yapılarından bir diğeri ise Saatli Camii’dir. İçerisinde birçok manastır ve kilise barındıran bu bölge de zaman içerisinde bazı yapılar camiiye çevrilmiştir. Saatli Camii ise bunlardan en popüler olanlarındandır. 1928 yılından sonra camii halini alan bu yapı içerisinde yer alan figürler ve ikonlar kapatılmıştır. Adını ise kilisede yer alan çan kulesinin saat kulesine çevrilmesi ile almıştır.

Taksiyarhis Müzesi

Taksiyarhis Müzesi, Ayvalık’ın tam merkezinde yer alan ve bölgenin ilk kilisesi olma özelliğini taşımasıyla bilinmektedir. Bu yapıda Neo Klasik bir üslup ile tasarlanmış ve diğer yapılarda olduğu gibi burada da sarımsak taşı kullanılmış olması dikkat çekicidir. Buna ek olarak kilisenin içerisinde bulunan freskler ve yapı içerisindeki oymalar, süslemeler de burayı görmeye değer kılıyor.

Badavut Sahili

Sarımsaklı Plajı’nın ardından ikinci sırada Badavut’u söylemek mümkündür. Uzun zamandır özellikle yazlıkçıların ilk tercihleri arasında yer alan Badavut, özellikle denizinin pırıl pırıl, temiz oluşu ve sahil çevresindeki sosyal tesisleri ile size hoş bir tatil deneyimi sunmaktadır.

Kleopatra Plajı

kleopatra

Ayvalık’ta yer alan Badavut Plajı’nın sonunda bulunan Kleopatra Plajı, Kleopatra Koyu olarak da bilinmektedir. Kumu sarı renkli ve denizi soğuk olan Kleopatra Plajı’nda yer alan kayalık bölgede harika bir gün batımı manzarası izlemek mümkündür. Tuvalet ve duş gibi imkanların yanı sıra restoran ve kafe gibi imkanları da bulunmayan Kleopatra Plajı’na giderken hazırlıklı gitmek gerekmektedir. Kayalık alanlara gidilecek ise deniz ayakkabısı kullanmak gerekmektedir. Berrak ve rüzgarlı bir denize sahip olan Kleopatra Plajı bakir kalmış eşsiz bir doğa harikasıdır. Plaj kum yapısına sahip olurken, denize girilen ilk alan taşlıktır ve denizin geriye kalan bölümü de kum yapısındadır. Sığ bir denize sahip olan Kleopatra Plajı’na çocuklu aileler de gidebilir ancak imkanlar olmadığı için dikkat etmek gerekmektedir. Kleopatra Plajı’na giriş ücretsizdir.

Çınarlı Camii

Çınarlı camii, adını etrafındaki çınar ağaçlarının yoğun bulunmasından almıştır. Bu yapıda diğerleri gibi başta bir kilise olmakla beraber sonradan camiiye çevrilmiştir. Tarihi buram buram hissedeceğiniz yapılardan biridir burası da.

Küçükköy

Küçükköy adını son yıllarda özellikle duymakta olduğumuz bir yer olarak karşımıza çıkıyor. Bu bölgenin popülerliğinin artmasındaki önemli sebep olarak yapılan yeni projeleri göstermek mümkündür. Nitekim buranın geçmişe dayanan hikayesi de elbette ilgi çekici olmasında bir artı.

Bu köy içerisinde yer alan tüm yapılar yeniden restore edilmeye başlandı. Buradaki hedef ise bu köyü bir ‘’Smart Village’’ yani ‘’Akıllı Köy’’ mantığında yeniden şekillendirmek. Türkiye’nin önemli bir köyü olma yolunda çalışmalar yapılmakta. Yakın zamanda popülerliğinin daha çok artacağı düşünülen bu bölgeyi kesinlikle görmelisiniz.Küçükköye gittiğinizde tarihi taş evleri görmeyi ve Boşnak böreği ve Boşnak mantısı yemeyi unutmayın!

Aşıklar Şelalesi(Nebiler)

Aşıklar Şelalesi olarak da bilinen Nebiler Şelalesi, İzmir’in Dikili ilçesi Nebiler Köyü sınırlarında bulunuyor.Yemyeşil bir doğa, yaşlı çınar ağaçları, irili ufaklı mağaralar, küçük şelaleler, keyifli yürüyüş yolları, etkileyici manzara ve düdeni ile Aşıklar Şelalesi, doğayla buluşmak için uygun altyapıya sahip.Şelaleden yükselen su sesinin duyulduğu, yemyeşil çınar ağaçlarının manzarasına sahip restoran, şelaleyi görmek isteyenlerin karşısına çıkan ilk yapı. Şelaleye 86 basamaktan oluşan ahşap merdivenden iniliyor. Özellikle sıcak havalarda uzun yoldan gelenler için ilk adım restoranda dinlenmek olabilir.86 basamağı aşıp aşağıya ulaştığınızda karşınıza Aşıklar Şelalesi (Nebiler) çıkıyor. Şelalenin suyunun döküldüğü noktadaki şiddet nedeniyle küçük bir gölet oluşmuş. Göletin çevresi su kaplumbağaları ve tatlı su balıklarının yaşam alanı olmuş. Yaz aylarında boyu 1 metreyi aşmayan bu gölette serinlemek mümkün. Ancak çevrenin kaygan olması nedeniyle dikkatli olmakta yarar var.Şelaleye inen basamakları çıkıp sağ taraftan şelale kaynağına doğru yüründüğünde 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından Ağlayan Mağara’ya ulaşılıyor. Şelale kaynağını oluşturan sular uzun bir yoldan büyük bir şiddetle akıyor. Farklı türdeki ağaç ve bitkilerle sarılı yol bazı tehlikelere sahip. Bu yüzden ya yürüyüş ayakkabısı ya da mevsime göre kaygan olmayan sandalet ya da terlikle gelmek gerekiyor.Mağara üzerinden küçük damlalar halinde tıpkı bir insanın ağlaması gibi damlayan su tanecikleri etkileyici bir görünüme sahip. Bu mağara deniz seviyesinden 271 metre yükseklikte. 900 metrede Ece Çağlayanı, 1300 metrede ise Sümeyra Şelalesi‘ni de görmek mümkün.

Bergama(Pergamon) Antik Kenti ve Antik Tiyatro

Pergamon Antik Kenti

​Helenistik Dönemin en görkemli yerleşim merkezlerinden biri olan Bergama’nın tarihi, MÖ yedinci yüzyıla kadar gitmektedir. Kent MÖ 281-133 tarihleri arasında yaklaşık 150 yıl süren Pergamon Krallığı’nın başkenti olmuştur. Antik Pergamon kenti, Kale Tepesi’nde yapılan teraslamalar üzerine kurulmuş; tapınakları, sokakları, sosyal ve ticari meydanları ile Helenistik Dönemin en muhteşem şehir merkezlerinden olmuştur. Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, Athena Tapınağı, Demeter Tapınağı, 200.000 rulo kitaptan oluşan ünlü Pergamon Kütüphanesi, tiyatro, gymnasion, kral sarayları, Traian Tapınağı, su yolları, çeşmeler, sarnıçlar ve arsenaller Kale Tepesi’nde inşa edilmiş dünyaca ünlü anıtlardır.

 

 


Dünyanın en dik (yaklaşık 70 derece) tiyatrosu Akropol’de yer almaktadır. 10.000 kişilik tiyatronun 80 sıralı seyir bölümünün en üst sırası ile orkestra arasında 36 m’lik bir kot farkı vardır.

Tiyatronun terasının üstündeki Athena Kutsal Alanı, bugün yalnızca temelleri kalan, Bergama’nın en eski tapınağıdır. Tapınak, kentin koruyucu tanrıçası Athena’ya adanmıştır.

Helenistik Dönem’de yaptırılan ve sahip olduğu 200.000 yazma eserle döneminin en büyük 2. kütüphanesi olan Pergamon Kütüphanesi, kent Roma egemenliğine geçtiğinde Antonius tarafından Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya armağan edilmiştir. Bergamalılar, kendi icatları olan parşömen kağıdından yapılmış kitaplarla, bu kütüphanede büyük bir kültür hazinesi yaratarak değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamışlardır.

Akropol’de yer alan tapınaklara göre oldukça sade yapılar olan saraylar, depolar, son derece detaylı şekilde planlanmış su yolları ve yukarı agora da (pazaryeri) oldukça etkileyicidir.

Kale Tepesi’nin yamacında yer alan Demeter Kutsal Alanı, Hera Kutsal Alanı ve tiyatro terasının kuzey ucunda yer alan, İon tarzında tamamen mermerden inşa edilmiş Dionysos Tapınağı, baş döndüren yapılardır.
Bergama ismi, antik Pergamon isminin biraz değişerek günümüze gelmiş hâli olup “korunaklı kale” anlamına gelir. “Kale Tepesi” olarak bilinen yerin en üst kısmına kurulan kent, daha sonra yamaçlardan ovaya doğru genişlemiştir. Tepenin en yüksek noktasında yer alan ve kentin yönetim merkezini oluşturan Akropol, bütün görkemiyle kente gelen konuklarını ağırlamaktadır. Bugün teleferikle de çıkılabilen ve çıkarken muhteşem bir Bergama manzarası sunan Akropol, 330 m yüksekliktedir. Bergama krallarının sarayları, tiyatro, kutsal alanlar, kütüphane, tapınaklar, agora, gymnasion, heroon ve diğer Roma Dönemi kalıntıları hep bu görkemli tepe üzerindedir.